Tezhib Sanatında Formlar

Hilye

Süs, ziynet, güzel yüz anlamına gelen hilye Hz. Muhammed (sav)’in fiziksel vasıflarını ve ahlakî özelliklerini anlatan levhalardır. Klâsik hilyede şu özellikler bulunur:

Baş makam: Hilyenin en üstünde yer alan ve besmele yazılan bölümdür.

Göbek kısmı: Orta kısımda bulunan genellikle daire olan büyük bir şekildir. Metin kısmı burada yer alır. Göbeğin dört köşesindeki küçük dairevi formlara dört halifenin adları yazılır.

Hilal: Göbek kısmın alt kısmını çevreleyen formdur, her hilyede bulunmaz.

Ayet: Göbek kısmının altında yer alan uzun dikdörtgen bölümdür.

Etek: Hilye metninin devamının yazıldığı kısımdır. Hattatın imzası ve tarihiyle son bulur.

Koltuk: Etek kısmındaki metnin iki yanında yer alan çoğu zaman dikdörtgen formlu bölümlerdir.

İç Pervaz: Hilyeyi çevreleyen ve farklı biçimlerde tezyin edilen bölümdür. Burada geometrik süsleme, tezhip, ebru gibi unsurlar kullanılmıştır.

Dış Pervaz: İç pervazın etrafındaki son bölümdür. Bu kısım tezhip veya halkâr ile yahut ikisinin bir arada kullanıldığı desenlerle süslenir.

Kıt’a

Arapçada kesik, parça, bölüm demek olan kıt’a kelimesi, dört mısradan oluşan nazım şeklidir. Hat sanatında güzel yazı ile yazılmış küçük levhalara kıt’a denir. Kıt’alar yatay veya dikey olarak kullanılan dikdörtgen formlardır.

Farklı yazı karakterleri, satır düzenlemeleri ve bezemeleri ile dikkat çeken, çoğunlukla hadis-i şerif ve bazı ayeti kerimelerin yazıldığı kıt’alar; sülüs-nesih kıt’a, ta’lîk kıt’a, reyhanî kıt’a gibi kullanılan yazı çeşitleri ile adlandırılır.

Kıt’a yazıldıktan sonra mukavvaya yapıştırılır. Koltuklarına ve çevresine uygun bir tezyinat yapılır. Sağ üstten başlayıp sol alta doğru eğik olarak ve genellikle ta’lîk hatla dört mısralık, dört satır şeklinde yapılan kıt’alara mail kıt’a denir. Kıt’aların düz talik kıt’a, meşk kıt’a ve karalama kıt’a şeklinde çeşitleri vardır.


Murakka

Murakka kıt’aların bir araya getirilmesi ile yapılan albümlerdir. Saray nakkaşhanesinde muhtemelen yazma olarak toplanamayıp kalan tek sayfalar veya dağılmış eski yazmaların var olan sayfaların bir araya getirilerek oluşturulduğu albümlerdir. Aynı boyda kesilerek mukavva üzerine yapıştırılmış, çevrelerine ince bir kumaş veya deri geçirilmiş ve tezhiplenmiş bu sayfaların korunması, derli toplu hale gelmesini sağlamıştır. Hazırlanmasında ayrı bir özen gösterilmiş murakkalar, dönemin nakkaşhanesinin bezeme programını da destekleyen örneklerdir.

Levha

19.yüzyıldan itibaren matbaanın gelişmesi ile yazmaların yerini basma kitapların alması, sabır ve ustalıkla bir eser meydana getirecek üstatların giderek yok olması, bu sanatların değerini bilenlerin kalmaması gibi sebeplerle yazma eserler giderek azalmıştır. Dolayısıyla bu dönem ve sonrasında yazma eserler yerine, duvara asmak üzere yapılan tezhipli eserlerin çoğaldığı görülür.


Vakfiye

Tezhibin uygulandığı belgelerden biri de vakfiyelerdir. Vakfiyelerin büyük çoğunluğu kâğıda yazılmıştır. Kimileri defter biçiminde düzenlenmiş, kimileri ise kâğıtların birbirine eklenmesi sûretiyle rulo yapılmıştır. Vakfiyelerde öncelikle rik’a ve tevkî gibi yazı çeşitleri kullanılırken, sonraları nesih ve sülüs kullanılmıştır. Bu bezemeler dönemin süsleme özelliklerini yansıtmaktadır.