Osmanlı Minyatürlerinde Önemli Sanatkarlar

Sinan Bey ve Öğrencisi Şiblizâde Ahmet

Osmanlı minyatür sanatının şekillenmesinde önemli katkıları bulunan ilk sanatçılar Fatih Sultan Mehmed’in portelerini yapan Sinan Bey ve öğrencisi Şiblizade Ahmet’tir. Her ikisi de Fatih’in gül koklayan ve profilden minyatür portreleri ile 15.yüzyıl sonundan 16.yüzyıl sonuna kadar süren Osmanlı padişah portreciliği geleneğini yansıtan sanatçılar olmuşlardır.

Matrakçı Nasuh

Osmanlı minyatüründe topografik ressamlık adı verilen yeni bir tasvir türünün yaratıcısı olmuştur. Sultan II. Bayezid döneminde Enderun’a giren Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el-Bosnavî, 1517 yılında I. Selim için matematikle alâkalı bir eser hazırlamıştır. Daha sonra Mısır’a giden Nasuh, orada ünlü silahşorlarla gösterilere katılmış;silah ve matrak oyunundaki başarılarıyla Osmanlı ülkelerinde tanınmıştır.

Yavuz Sultan Selim ile Kanuni Sultan Süleyman döneminde tarih yazmacılığıyla görevlendirilen ve yazdığı tarihleri bizzat resimleyen Matrakçı Nasuh’un önemi menzilleri, fethedilen kentleri, kale ve limanları resmederken farklı bir form dili kullanmış olmasıdır.

Nigârî ( Haydar Reis )

Kanuni Sultan Süleyman ve II.Selim dönemlerinde eser veren sanatçı, İstanbul’un Galata semtinde doğmuştur. Donanma ve tersane reisliği yapan Haydar Reis, III.Selim’in şehzadeliğinde Kütahya Sarayı’nda bulunmuş ve onun portrelerini yaparak ün kazanmıştır.

Nigârî, Barbaros Hayreddin Paşa’nın yarım boy halinde profilden bir portresini yapmış; ayrıca Kanuni Sultan Süleyman, II.Selim, Fransa Kralı I.Francis,Roma İmparatoru V.Charles ve dönemin bazıbeylerinin de portelerini yapmıştır.

Tam profil ya da dörtte üç profil kalıbını kullanarak gerçekçi portreler yapan sanatçının fırçasından çıkan on bir padişah portresinin Barbaros Hayreddin Paşa tarafından Fransız donanması komutanı Virginio Orseni’ye Marsilya’da hediye edilmiştir. Daha sonra Avrupalı sanatçılarca yağlıboya ve gravür kopyalarının yapılmış ve onun yapıtları Avrupa’ya aktarılmıştır.

Nakkaş Osman

Klâsik Osmanlı minyatür üslûbunun yaratıcısı sayılan ve adına ilk kez Eylül 1566 tarihli ehl-i hiref maaş defterinde rastlanan Nakkaş Osman’ın, saray için çalışan nakkaşlar arasına Kanuni Sultan Süleyman döneminin son yıllarında katıldığı anlaşılmaktadır.

Nakkaş Osman adının geçtiği ilk eser 1579’da tamamlanan Kıyafetü’l-İnsaniye fî Şemâil’ül-Osmaniye’dir. Ayrıca sanatçının Kaptan Paşa Köşkü’yle Topkapı Sarayı Kule Köşkü’nün kalem işlerini yaptığına dair bilgiler içeren 29 Aralık 1591 tarihli belgeler, onun her konuda usta bir nakkaş olduğunu kanıtlar. Sanatçının kişisel üslûbu, özellikle resimlediği tarihî konulu yazmalarda kendini gösterir.

Başlangıcından itibaren hüküm sürmüş Osmanlı padişahlarının tasvirlerini yaparak Osmanlı minyatür sarayında dizi padişah portreciliğiolarak bilinen yeni bir geleneğin yaratıcısı olmuştur. İstanbul’daki günlük hayatı, esnafların karakteristik özelliklerini, törenleri, gösterilerin canlı ve neşeli havasını yansıtan tasvirleri, belge değeri taşıması bakımından oldukça önemlidir. Bu bakımdan Osmanlı minyatürüne önem veren ilk büyük sanatçı Nakkaş Osman olmuştur.

Nakkaş Hasan

Sultan III. Mehmed ve I. Ahmed dönemlerinde eserler veren Nakkaş Hasan, Nakkaş Osman’ın yanında çalışanlardan biri olarak bilinmektedir.

Nakkaş Hasan’ın Osmanlı kitap tasvirciliğine tazelik ve güç kazandıran tasvirleri, konuları tarih ve edebiyat olan yirmi kadar eserde yer alır. Turunç, şarap kırmızısı, sarı, firûze ve yeşil renklerle özellikle iç mekân zemininde kullanılan kızıl kahverengi; toplu, kısa boylu, tombul yanaklı, siyah kalın kaşlı ve sakallı figürleri ve basit doğa çizimleri nakkaş Hasan'ın tasvirlerinin özelliğidir.

Ahmed Nakşî

Şairliğiyle ün kazanmış nakkaşlardan olan Ahmed Nakşî, Osmanlı minyatürleri için verimli bir dönem sayılan 16.yüzyılsonu ile 17. yüzyılbaşında, İstanbul’da Şahnâmeci Nadirî ile birlikte çalışılarak önemli eserler hazırlamıştır.

Nakşî’nin resimlerinde ayakta duran figürlerin vücutlarının garip şekilde inceldiği, kıvrıldığı ve uzadığı, başların ve beyaz sarıkların vücuda oranla çok iri tutulduğu, yandan ve arkadan tasvir edilen figürlerin vücutlarının çarpıklaştığı ve bu çarpıklaşan figürlerle resme mizah unsurunun katıldığı görülür.

Ahmed Nakşî’nin doğaya sadık kalan bir gerçekçiliği benimseyerek figürleri dörtte üç profilden ve arkadan portre karakterinde resmetmesi; kapı, pencere ve kemer açıklıklarıyla kompozisyonlarına derinlik katmaya çalışması; üç boyutlu beyaza boyanmış, kale ve kent betimlemeleri onu 16.yüzyıl nakkaşlarından farklı kılmıştır. Bu açıdan Osmanlı minyatürünün gelişiminde ayrıcalıklı ve önemli bir yere sahiptir.

Musavvir Hüseyin İstanbulî

Sultan IV. Mehmed ve II. Süleyman dönemlerinde eserler veren Hüseyin İstanbulî Osmanlı sanatının gelişiminde etkin rol oynayan usta bir nakkaştır. Levnî’nin hocası olduğu sanılan bu sanatçı yapıtlarıyla Levnî üzerinde büyük ölçüde etkili olmuştur.

Levnî

Levnî mahlasını kullanan Abdülcelil Çelebi, aynı zamanda ünlü bir halk şairidir. Ayvansarayî’nin Mecmuâ-i Tevârîh adlı eserinde Levnî’nin İstanbul Nakkaşhanesi’nde önce öğrenci olarak bulunduğu, saz üslûbunda tezhip ve resim çalıştıktan sonra yeteneğini kanıtlayıp musavvir olduğu yazılıdır.Levnî’nin doğa ayrıntılarına ve figürlere boyut kazandırması, boyamada tonlamalara yer vermesi, onun Batı resmine yaklaştığınınişaretidir. Levnî’nin baş yapıtı Surnâme’deki resimlerdir. Bu eserde II. Ahmed’in şehzadelerinin sünnet düğünü şenlikleri anlatılır ve müellifi de Vehbi’dir.

Silsilenâme, Levnî’nin yaptığı sultan III. Ahmed’e kadar padişah portrelerini içermektedir. Levnî ayrıca toplumun çeşitli kesimlerinden kadın ve erkekleri, ayrıca müzisyen kadınları betimlemiştir.Osmanlı padişah portreciliğine de katkıları olan sanatçının çalışmaları sonraki dönemede tesir etmiştir.

Refail

Sultan I. Mahmud, III.Osman, III.Mustafa ve I.Abdülhamid dönemlerinde eserler vermiştir. Kalın guvaş boya ile renklendirilmiş eserlerinin olması yanı sıra yağlı boya çalışmalarının olması, onun kitap resminden tuvale geçen ilk Osmanlı sanatçısı olarak anılmasını sağlamıştır.

Kapıdağlı Konstantin

18.yüzyıl sonlarından 1807’ye kadar, özellikle III.Selim döneminde etkin eserler vermiştir. Sanatçı, portre dışında duvar resimleri, manzaralar ve dinî konulu resimler yapmıştır. Kâğıt üzerine guvaş boya ve tuval üzerine yağlı boyayla büyük boyutlu resimler yapan sanatçının en tanınmış eseri, Sultan III. Selim’in oturan pozisyonda yağlı boya ile yapılmış portresidir. Guvaş tekniği ile oluşturduğu bu dizi portrelerde padişahları daha batılı bir biçimde, ayakta, yarım boy ve dörtte üç profilden göstermiştir.