Çini Ustaları

Hafız  Mehmed  Emin Efendi

Hafız Mehmed Emin Efendi 1872 yılında Kütahya’da doğmuş, henüz çok küçük yaşlarda iken Kütahya’da ikamete mecbur edilen çini ustası mücellit Mehmet Hilmi Efendi’nin yanında çiniciliğe başlamıştır. Ömrü boyunca “üstadım” diye hitap ettiği Mehmed Hilmi Efendi’nin 1887 yılında İstanbul’a dönmesiyle, çini atölyesini Hafız Mehmed Emin Efendi 15 yaşında iken devralmıştır. Başlangıçta sadece kullanım eşyası ve keramik üreten Hafız Mehmed Emin Efendi, 1892 yılından itibaren çini üretimine başlamıştır. 23 Nisan 1899 yılında, ustasından kalan atölyeden daha büyük bir atölye açarak Kütahya’daki camilerin ve Konya Sanayi Mektebi’nin çinilerini yapmıştır.

Hafız Mehmed Emin Efendi’nin sayısız eserleri arasında, Kütahya Balıklı Camii, İstanbul Suadiye Camii, İstanbul Tapu ve Kadastro Binası, Şehzade Abdülmecid Köşkü, Büyükada, Haydarpaşa, Beşiktaş, Bostancı ve Kuzguncuk vapur iskeleleri, Sirkeci Liman Han, Haydarpaşa Garı Yemek Salonu, I., II. Ve IV. Vakıf Hanları, Şam Süleymaniye Camii, Kahire Menyel Sarayı, Kütahya Hükümet Konağı, İstanbul Hoca Hubyar Mescidi ve Konya Mevlana Türbesi sadece bir kaçıdır.

Faik Kırımlı

1935 yılında İstanbul'da doğdu. Sanat hayatına gravürle başlayan Kırımlı, 1960'larda çini sanatına yönelerek, uzun yıllar Topkapı Sarayı ve Osmanlı arşivlerinden çininin 16. yüzyıldaki  uslubu ve tekniği ile ilgili araştırmalar yaptı. Bu araştırmaların ardından yaklaşık 10 yıl atölyesinde çalışmalar yapan Kırımlı, 350-400 yıl sonra çini sanatını yeniden canlandıran ve orijinal tekniği uygulayabilen tek kişidir. 1980'li yıllarda İznik'te bir atölye kuran Kırımlı, 10 Mayıs 2012’de vefat etti.

Sıtkı Olçar

1948 Kütahya doğumlu olan Sıtkı Olçar, 1973 yılında "Osmanlı Çini" adını verdiği kendi atölyesini kurdu. Çinicilik ve seramik alanında çalışmalarını, sanatından ödün vermeden sürdürdü. Antik desen ve formları uyguladığı çini çalışmalarında, İznik ve Kütahya örneklerini ele alarak yeni biçim ve öz arayışına yöneldi. 1980 yılından itibaren, özellikle İznik çinileri üzerine çalıştı ve kaybolup gitmekte olduğu sanılan Kütahya çiniciliğine yeni bir boyut ve dinamizm getirdi. Sırrı 300 yıldır çözülemeyen Mercan kırmızısını bulmayı amaç edinen Sıtkı Usta, Çanakkale seramiklerini de yeni bir yorumla ele aldı. İlki 1980 yılında olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda kişisel sergi açtı. 1986 yılında Yunanistan`ın Volos kentinde düzenlenen V. Balkan Ülkeleri El Sanatları Sergisi`nde ülkemizi temsil eden Sıtkı Usta`nın eserleri özel koleksiyon ve müzelerde bulunmaktadır.