Kalem İşi ve Tarihçesi

Kalem işi dinî ve sivil mimarî yapıların iç duvarlarını, kubbelerini, kemerlerini ve tavanlarını; sıva, ahşap, taş, bez ve deri gibi malzeme üzerine renkli boya ve altın varak kullanarak süsleyen nakıştır. Kalemkârî olarak da bilinir.  Kalem işinde kıllı kalem tabir edilen fırçalar kullanılır. Bu tezyinatı yapan kişiye de kalemkâr adı verilir.

Osmanlı Dönemi süsleme sanatında önemli yeri olan kalem işinin motifleri hatayî, rûmî ve bulut şeklinde olmuştur. Ancak değişen üslûp özellikleriyle beraber bu motifler farklılaşarak yenilerine yer verilmiştir. 16. yüzyıl natüralist üslûbun temsilcisi Nakkaş Kara Memi, Rüstem Paşa Camii çinilerindeki motif ve tasarım üslûbunu ahşap üstü kalem işi geleneğine de yansıtmıştır. Bu üslûp 16. yüzyılın sonuna kadar Kara Memi öğrencileri tarafından devam ettirilmiştir.

Klâsik devre ait eserlerde bulunan kalem işlerine bakıldığı zaman bazı eserlerin dönemin üslûbunu yansıtmayan süslemelerle bezeli olduğu görülmektedir. Daha sonraki yıllarda yapılan onarım sırasında eserin ait olduğu devre uygun tezyinata yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bunun sebebi, sanatkârların değişmesiyle devrin teknik ve üslûbunun sonraki sanatçılara zor gelmesi, devrin sanat zevkinin değişmiş olması, 18. ve 19. yüzyıllarda batı süsleme üslûbunun etkisinin artması olarak gösterilebilir.

Dış etkenlerden, aldığı nem ve rutubetten kolay etkilenen kalem işlerinin orijinallerinin pek azı günümüze ulaşmıştır. Sıva üstü kalem işlerinin en erken özelliklerine 15. yüzyıl İznik, Bursa ve Edirne’deki dini mimarî örneklerinde rastlanmaktadır. 16. yüzyılda Mimar Sinan camilerinde ise ahşap üstü kalem işleri genellikle müezzin mahfili tavanlarında görülmektedir. Yapılardaki restorasyon çalışmalarında daha önce yapılan kalem işi uygulamalarını görmek için raspa adı verilen bir teknik kullanılmaktadır. Bu teknikte üstte bulunan boya kazınır ve altta bulunan daha önceki çalışmaya ulaşılır. Özellikle klâsik döneme ait kalem işlerinin bir kısmı bu teknikle elde edilmiş, bir kısmı ise hiç müdahale görmeden günümüze kadar ulaşmıştır. 1558 yılında Mimar Sinan tarafından yapılmış olan Gazi Ahmet Paşa Camii, yine Mimar Sinan’a ait Sokullu Mehmed Paşa Camii klâsik devir tezyinatının mükemmel şekilde sergilendiği eserlerdir.